Blog Yazılarımız

İngilizce Öğrenirken Kalbinin Sesini Değil Madonna’nın Sesini Dinle...



Binlerce yıldır insanlar hayatları boyunca şarkılar ya da hikâyeler dinlemiştir. Bebekliğimizde ninniler çocukluk dönemimizde ise hikâyeler bu sürece eşlik etmiştir ve kullanılan diller ancak bu sayede gelişmiş ve zenginleştirilmiştir. Yabancı dil edinim sürecinde de durum bundan pek farklı değildir. Ne kadar çok dinlerseniz, kelime bilginiz o doğrultuda zenginleşir ve konuşmanız da gelişir.

Her zaman söylendiği gibi İngilizce yazıldığı gibi okunan bir dil değildir ve kelimeleri doğru telaffuz etmek aslında sizin elinizde. Bir kelimeyi ne kadar çok duyarsanız o kadar doğru telaffuz edersiniz. Bunun için İngilizce şarkı dinlemek ya da film izlemek eğlenceli olmasının yanı sıra çok da öğretici olacaktır.

Müzik dinlemek hemen hemen hepimizin hayatının bir parçasıdır. Bunu aynı zamanda eğitici hale getirmek ise sizin elinizde. Yapmanız gereken tek şey dinlediğiniz şarkıların dilini İngilizce olarak belirlemek.

Çoğu zaman dinleme aktiviteleri yaparken odaklanmak çok önemlidir. Çünkü ne kadar iyi bir dinleyiciyseniz o kadar iyi bir konuşmacı olursunuz. Yani yaptığımız listening aktiviteleri konuşmamızın çok büyük bir bölümünü oluşturur. Nasıl ki bir çocuk dinleyerek konuşmayı öğreniyorsa siz yetişkinler de aynı şekilde iyi bir dinleyici olarak etkili konuşabilirsiniz. Hem bu sayede daha çok kelime öğrenir ve daha az yanlış yaparsınız. Bildiğiniz üzere günümüzde artık mülakatların çoğu İngilizce olarak gerçekleştirilmektedir. Bu yüzden etkili, akıcı ve en az hata ile konuşmak sizin için çok önemlidir ve konuşmamızı geliştirmek etkili ve odaklı bir dinleme ile mümkündür.



30-11--0001
Yazan : Hilal Korkmaz

Referanslarımız